Arıların Oğul Verme Nedenleri ve Oğul Verme Süreci

Arıların Oğul Verme Nedenleri

Arıların Oğul vermesinin bir çok nedeni vardır. Ancak en önemli nedenleri şu şekilde sıralayabiliriz.

-Genetik yapı: Genetik yapıdan kaynaklanan oğul verme eğilimi %60 gibi yüksek olup, bakım, besleme ve sağlık şartları gibi çevre faktörlerinden kaynaklanan oğul verme eğilimi ise %40 dolayındadır. Oğul verme davranışına ilişkin kalıtım derecesi katsayısının yüksek olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, bazı arı ırkları diğerlerine göre daha fazla oğul verme davranışı gösterir. Buna en iyi örnek Suriye ve Afrika arı ırklarıdır. Bu iki ırkın oğul verme eğilimi çok yüksektir.
-Yeterli çalışma alanı:
Kolonilerin gelişme içerisine girdikleri ilkbahar (Nisan, Mayıs ve Haziran) döneminde kovan ortamında yeterli düzeyde çalışma alanı (Petek ve ballık) bulamadıklarında nesillerinin tehlikeye gireceği içgüdüsüyle oğul davranışı gösterirler.

Gıda kaynaklarının zengin olması: Nektar ve polen kaynaklarının zengin olduğu ve uzun bir süreye yayıldığı yıllarda arı kolonileri çoğalma isteği gösterirler. Arı ailesi geleceği iyi gördüklerinde bu davranışı ortaya koyarlar. Zamanında ve yeterli yağış düşmemesi, çiçek ve nektar kaynaklarının yetersiz olduğu yıllarda koloniler genelde oğul vermezler. Genetik yapının oğul verme üzerinde yüksek etkisi bulunsa da, belirtilen uygun çevre koşulları oluşmadığı sürece koloniler oğul verme eğilimi göstermezler.

Ana arının yaşı: Ana arının genç veya yaşlı olması kolonideki işçi ve erkek arı oranlarında dengesizliğe sebep olabilmektedir. Bu şekilde oluşan dengesizlikler ve ana arı yenileme davranışı koloninin oğul vermesine neden olabilmektedir.

Oğul vermeye hazırlık, büyük bir sükûnet içinde cereyan eder. Ekseriya Mayıs da, işçiler, birkaç kraliçe odacığı yaparlar. İçinde özel bir besleme ile genç kraliçeyi yetiştirirler. Oğul vermek için, bir kraliçe kâfidir. Ancak arılar, bir tek kraliçenin, ölme ihtimalini düşünerek, birkaç kraliçe yetiştirirler.

Oğul vermeye istekli kolonilerde, anaya artık bol besin verilmez. Bunun sebebi, oğul verme sırasında uçabilmesini sağlamaktır. Hatta anaarı, işçi arılar tarafından itilip kakılır, petekler üzerinde arkasından kovalanır. Uzun uçuşlara hazırlanır. Nektar ve polen toplama işi yavaşlamıştır.

Yeni kraliçe hücresinden çıkmadan bir hafta evvel, arı toplumu, kovandan ayrılır. Burada da yine oğul verme süreci, önce işçilerden başlar. İşçiler, kovandan ayrılmadan birkaç gün önce, işlerini bırakırlar ve eğer toplulukları kalabalık ise, kovanın uçma deliği önünde toplanırlar. Bundan sonra, hep birden karar vermiş gibi, büyük bir heyecanla, kovanın bal odalarına hücum ederler ve midelerini bal ile doldururlar. Bu beslenmenin sonucunda ,bir kısmının karınları öylesine şişer ki; vücut esnekliklerini kaybederler. İğnelerini kullanamazlar. Besin için çiçekleri dolaşmaya vakitleri yoktur. Kendilerine yeni bir barınma yeri bulmak zorundadırlar.
Odacıklarına hapsedilmiş kraliçeler, bu ufacık deliklerden beslenirler.

Bundan sonra, hep birden uçma deliğinden dışarı çıkarlar ve daireler çizerek, bir bulut gibi yavaş yavaş havaya yükselirler. Bunlarla birlikte eski kraliçe de, kovanı terk eder. Yeni topluluğu kokusuyla yöneten kraliçe, her hangi bir ağaç dalını veya buna benzer bir yeri seçer.

Gözcü arılar, hatta oğuldan birkaç gün önce, dört tarafa; bazen uzaklara uçarak, kendilerine uygun bir yuva ararlar. Böyle bir yer bulunca, oğul toplumunu, bulunan yeni yere doğru harekete geçirirler ve yeni bulunan yuvaya yerleşirler.

Şayet arı topluluğu yalnız bir defa oğul verirse, ilk kraliçeden çıktıktan sonra, yedek diğer kraliçelerin odacıkları, işçi arılar tarafından yok edilir. Eğer arı topluluğu, ikinci oğlu verecekse, o zaman işçiler, diğer genç kraliçeleri hayatta bırakırlar. Ancak bunlar, kendi odalarından dışarıya çıkamazlar. Çünkü yönetici kraliçe, onları öldürmek isteyecektir. Kraliçeler, odacıklarının ufak deliğinden, ancak hortumlarını dışarıya çıkarırlar ve işçiler tarafından beslenirler.

Bu sırada yönetici kraliçe, tüte diye bir ses çıkarır. Hapsedilmiş kraliçelerde, buna benzer bir sesle cevap verirler. Bu ses, kapalı odacıklardan dışarıya, kuvak kuvak gibi yankılanır. Bu sesler duyulduğu müddetçe, hapsolundukları odacıklardan dışarı çıkmazlar.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar